Endülüs..... 1
Gündelik koşuşturmacalar arasında yorucu geçen bir günün arkasından, dinlenmek için oturduğum koltuğa yığılıp kaldım. Damaklarımın susuzluğunu giderecek birşeyler arar iken, pencere kenarında duran meyve tabağı ilişti gözüme. Mandalin ve portakalların hoş kokusu geliyor burmuma hafif hafif. Öyle güzel kokuyorlar ki istemiyerekte olsa oturduğum yerden kalktım ve meyve tabağına uzandım. Elime bir Portakal almıştım ki, ufku saran kızıllığın ortasında portakal gibi duran güneşe ilişti gözlerim. Günbatımıda gündoğumu kadar büyüleyici. Güneşin doğuşu gibi batışı da etkiler beni. Allahın yarattığı şu kainatın herbir köşesi manâ dolu, sanki her yanından anlam fışkırıyor şu evrenin. Ufukta oluşan kızıllığa bakışlarım daldıkça, gözbebeklerimin büyüdüğünü hissediyorum. Garip bir duygu sardı beni her nedense. Okyanusların derinliklerinde oluşan güçlü bir girdap gibi şiddetli, karşı konulmaz bir akıntının çekimine giriyorum yavaş yavaş, evreni saran sessizliğin tam da ortasında bir gezegenin yörüngesine oturan uydu misali hedefine kilitlenmiş. Bir ahtopotun kolları gibi sarıyor ruhumu henüz nedenini bilemediğim keder, duygularıma dirensem de nafile karşı koymalarım daha çok ızdırap veriyor. Bir anda yüreğimi işgal eden bu tarifsiz acı sestellerime ulaşırken, Gökyüzünü saran kızıllığa bıraktım kendimi. Bir damla kan gibi aktın dudaklarımdan ve bir ah ile düştün kelimelerin manâ dolu dünyasına: Endülüs.
.........
Wesselam
Geceyıldızı
*(Kaynak kitaplar: Can parcasi, Hicazdan Endülüse, Endülüs müslümanlari)
